ETİKETLER

İLGİLİ YAZILAR

PAYLAŞ

ÖYP BAŞVURULARI BAŞLIYOR

2012-2013 Akademik Yılı Güz Dönemi için ÖYP lisansüstü öğrenci başvuruları 3-11 Eylül 2012 tarihleri arasında yapılacaktır. Biz de bu nedenle hala aklında soruları olanlara yardımcı olması umuduyla Şubat ayında Araştırma Görevlisi Ömer Faruk İSLİM ile yaptığımız röportajımızı tekrar yayımlıyoruz.

İşte röportajımız…

Kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?

Ben Araştırma Görevlisi Ömer Faruk İslim. ODTÜ BÖTE’de 2 yıldır Araştırma Görevlisi olarak çalışıyorum. Lisans ve yüksek lisans eğitimimi Gazi Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümünde tamamladım. 2009 Yılında ÖYP ODTÜ BÖTE’ye geldim.

ÖYP ile nasıl tanıştınız? ÖYP’ye başvurmaya ne zaman karar verdiniz?

ÖYP ile şöyle tanıştım: Ben zaten ODTÜ’de 33. Madde araştırma görevlisi olarak Sağlık ve Rehberlik Merkezinin Bilgi İşlem Merkezinde çalışıyordum. Yüksek lisans eğitimimi tamamladıktan sonra, doktoraya başlayacağımda ÖYP ile tanıştım aslında. ÖYP’yi daha önceden biliyordum ama o dönemde bizim bölüm 3-4 yıl kadar ÖYP ile öğrenci almadı. Tekrar 2009 yılında almaya başladı. ÖYP’nin biraz daha benim açımdan avantajlı olacağını düşünerek başvurdum. Çünkü günden güne üniversitelerde kadrolar doluyordu ayrıca ODTÜ yurt dışında eğitim almayan kişilere kadro vermiyordu. Doktora bittikten sonra üniversite üniversite kadro aramaktansa, gideceğim yerin belli olması ve kadromun sağlam olması beni ÖYP’ye başvurmaya yönlendirdi. Biraz da hocalarımızın tavsiyesi ve ODTÜ’de eğitim görme şansı nedeniyle ÖYP’ye geçmeye karar verdim.

ÖYP hakkında biraz bilgi verebilir misiniz? ÖYP nedir?

ÖYP yaklaşık 10 yıldır süren ve ilk olarak ODTÜ’de başlatılan Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı. Bu programın temel amacı taşra diyebileceğimiz illerde – Ankara, İstanbul ve İzmir dışındaki – özellikle yeni kurulan üniversitelere çeşitli alanlarda öğretim üyesi yetiştirmektir. Başlangıçta, programın amacı ODTÜ ve Boğaziçi gibi büyük üniversitelerin küçük üniversiteler için öğretim üyesi yetiştirmesiydi. Bu gittikçe genişledi, büyüdü, kapsamı değişti ama temel mantık bu.

ÖYP’ye başvuru şartlarından ve sürecinden bahseder misiniz?

Bizim girdiğimiz zaman ile şimdiki başvuru şartları çok farklı. Bizim girdiğimiz zamanda, önce puana göre başvuru yapıyordunuz. ODTÜ sıralama ve mülakat yapıyordu. ODTÜ’nün mülakatından geçtikten sonra üniversite tercihi yapıyordunuz ve şartları sağlıyorsanız üniversite sizi mülakata çağırıyordu. Eğer üniversite mülakatını da geçerseniz kabul ediliyordunuz. Ayrıca bizim girdiğimiz yıl üniversitelere giderek tekrar kadro sınavına girmemiz gerekti. Böyle birkaç aşamalı bir süreçten geçiyordunuz. Ama artık sistem tamamen değişti. Şu anda aynı ÖSS sistemine döndü. Öncelikle ALES ve dil sınavına girmeniz gerekiyor. Dil puanınız olmasa da başvuru yapabiliyorsunuz ancak onun da özel şartları var. Başvuruda ALES puanınızı, dil puanınızı ve lisans ortalamanızı giriyorsunuz sisteme. Size sistem puanlarınıza göre bir ÖYP puanı hesaplıyor ve ÖSS’de lisans programı tercih eder gibi ÖYP puanıyla üniversite tercih ediyorsunuz.

Bunun artıları da var eksileri de var. Eskiden torpil iddiaları olurdu: O zaten o üniversitenin öğrencisi o alınacak gibi. Artık o ortadan kalktı. Ama her üniversiteye de doğrudan merkezi atamayla araştırma görevlisi almak doğru değil. Çünkü o kişi o ortamda çalışabilecek mi? Oranın yeterliliklerini sağlayabilecek mi?

Seçim süreci nasıl oluyor? Atamalar nasıl oluyor?

Seçim süreci artık ÖSS gibi oldu. Her üniversitenin kaç tane kadrosu olduğu belli. Puanınıza göre ve tercihlerinizin durumuna göre kimin puanı yüksekse o kazanıyor ve atanıyor.

Peki, ODTÜ kendi adına ÖYP asistanı alıyor mu artık? ODTÜ’de görev yapmak için ÖYP’ye başvurulabiliyor mu?

ODTÜ kendi adına ÖYP asistanı almıyor artık. ODTÜ ve Devlet Planlama Teşkilatı’nın ortak yürüttüğü bir programdı. Bütçesi DPT’den geliyordu. Artık o iptal edildi. Tamamen bütçe merkeze bağlandı, YÖK tarafından yönetiliyor.

Artık tüm üniversiteler ÖYP ile asistan almaya başladı. Eskiden taşradaki 15-20 üniversite ile ODTÜ’nün arasında bir işbirliği vardı. Artık, YÖK her tarafa gönderiyor. Eskiden, kazandığınızda ODTÜ’ye kadronuz geliyordu ve eğitiminize doğrudan ODTÜ’de başlıyordunuz. Şimdi, kendi üniversitenize gidiyorsunuz, orada göreve başlıyorsunuz. Oradan buraya 35. Madde Görevlendirmesiyle geliyorsunuz. Bu görevlendirmenin atanması da 3 ay kadar hatta daha fazla sürebiliyor. Bu süre zarfında karşıdaki üniversite sizin orada bulunmanızı isteyebiliyor. “Hala benim elemanımsın burada bulunacaksın, daha görevlendirmen gitmedi.” diyebiliyor. Ya da diyor ki: “Ben kendime eleman istedim. Gitmeyeceksin burada kalacaksın.” Bunu yaşayanlar oldu ve bu nedenle YÖK’e şikayetler gitti. YÖK üniversiteye baskı yaptı ve artık görevlendirmeyi mecbur veriyorlar. Ama çoğu üniversite ÖYP’nin ne olduğunu, nasıl işlediğini bilmiyor. Onlar zannediyorlar ki doğrudan kişiler onlara gelecek, onların elemanı olacak. Kazananların gidip başka üniversitelerde eğitim görüp 3-5 yıl sonra döneceğini anlamıyorlar. Onun için, yeni atanan arkadaşların görevlendirmesi gelmezse sorunlar çıkabiliyor.

ÖYP’nin olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir?

İnsanların ÖYP’den korkmasının en büyük nedeni geleceklerini bir yere bağlıyor olmaları. Çünkü zorunlu hizmet var. Mesela, burada yüksek lisans ve doktorasında ya da bütünleşik programda kaç yıl kaldıysa o kadar zorunlu hizmeti var. Diyelim 5 yıl burada kaldıysa 5 yıl da karşıdaki üniversitede zorunlu hizmet yapması gerekiyor. Ek olarak, eğer ÖYP kapsamında yurtdışına çıktıysanız orada kaldığınız sürenin 2 katı da bu zorunlu hizmet süresine ekleniyor. Bu nedenle, insanların çoğu yaklaşık 7-8 yıllık geleceğini bir yere bağlamaktan çekiniyor.

Öte yandan, ÖYP’ye geldiğinizde en büyük artılarından biri kendinize ait bir bütçeniz olması. Normal bölüm asistanlarının harcamaları bölüm tarafından yönetilir. Yani, bir bölüm asistanı bölümün verdiği bilgisayarı kullanır. Ama ÖYP asistanlarının YÖK tarafından belirlenen 24.500 TL tutarında donanım bütçesi ve 24.500 TL tutarında da seyahat bütçesi var. Toplamda 50.000 TL’ye yakın donanım ve seyahat bütçeniz var. Bu 24.500 TL’den de yıllık toplamda 6.500 TL harcama hakkı veriyorlar size. Yurtdışı seyahatlerinizde ya da bölümde yaptığınız teçhizat alımlarında bütçenizi oradan kullanıyorsunuz. Bu alımlar sadece bilgisayar ile sınırlı değil. Kağıt, kalem, defter, tüm sarf malzemesi, yazıcı, bilgisayar, USB bellek, harici HDD… Yani kullanabileceğiniz her türlü donanımı alabiliyorsunuz burada. Mesela, bölümün asistanlarının bölüm tarafından verilen bir dizüstü bilgisayarı yok. Biz ÖYP’liler dizüstü bilgisayar aldık kendimize. Bu, danışmanınız ile beraber yürüttüğünüz sürece, onaylandığı sürece mümkün. Onaylanma süreci de biraz zor: Siz talep ediyorsunuz, danışmanınız onaylıyor, bölüm başkanınız onaylıyor. Sonra enstitü onaylıyor. Yani birkaç aşamalı bir süreçten sonra alabiliyorsunuz. Ama ben keyfime bunu istiyorum, 5.000 TL tutarında bilgisayar istiyorum deme şansınız yok. Makul sebepler öne sürüp, nasıl kullanacağınızı açıklarsanız karşılanıyor. Ama bölümün asistanlarının bunu deme şansı yok. Buna ek olarak, yurtdışına giderken masraflarınız karşılanıyor. 3 tane yurtdışı ödemesi yapıyor: 2 tane kısa süreli yani 3 aydan kısa olan seyahatler için, 1 tane de uzun süreli. Konferansa gittiğinizde, tüm masraflarınızı karşılamasa da yol masraflarını, konferans katılım ücreti gibi masraflarınızı karşılayacak şekilde bir ödeme veriyorlar. Bir de katılabileceğiniz konferansların bir sınır yok. Bildirinizi yollayıp, kabul aldığınız konferanslara gidebilirsiniz. Ayrıca, 6 aydan 1 yıla kadar da yurtdışında kalmak için uzun süreli ödeme yapıyor. Ziyaretçi öğrenci olarak gidip orada ders almanızı sağlayacak programlara katılmanızı sağlıyor. Ya da tezinizle ilgili araştırma yapıp, oranın eğitim sistemini de sağlayacak şekilde masraflarınızı karşılıyorlar.

ÖYP’nin sürekliliği var mı sizce? ÖYP kapsamında daha ne kadar öğretim üyesi yetiştirilebilir? Yoksa yavaş yavaş o da doyuma ulaşıyor mu?

ÖYP artık yeni bir eğilim haline geldi. Bu aralar bayağı gözde. Artık, günden güne üniversiteler doluyor. Nasıl MEB’de kadrolar doluyor, öğretmen atamaları yapılmıyorsa; üniversitelerde de akademik kadrolar doluyor. Pek çok kişi, doktorayı bitirdiğimde nereye gideceğim diye düşünüyor. Çünkü doktorayı bitirdiğiniz anda boşta kalıyorsunuz ve kendinize üniversite bulmanız gerekiyor. ÖYP’de böyle bir durum olmuyor: Gideceğiniz yer belli. Diyorsunuz ki: “Yerim belli, garantim var. Giderim kendi üniversitemde çalışırım.” Üniversiteler de artık bu işi ciddiye alıyor, ÖYP’lilerle gerçekten ilgileniyorlar. Geleceğin onlarda olduğunu görüyorlar. İnsanlar iş garantisi olduğu için yöneliyor. Ama çoğu kişi programı tam bilmeden işim garanti olsun deyip geliyorlar. Sonra, pişmanlık yaşıyorlar. Bunu iyi düşünüp karar vermeli.

ÖYP bir 10 yıldır devam ediyor. Geçen yıl yanlış hatırlamıyorsam 2000 tane ÖYP’li asistan alındı. Önümüzdeki yıl da böyle yapılacağı söyleniyor ama bu bir yerde dolacak. Çünkü şu anda yeni açılan üniversitelerdeki kadro açıklarını karşılamaya çalışıyorlar. Bir yerden sonra bu da dolacak. Kontenjanlar zamanla azalacak. Zaten hazırda gidecek olan ÖYP’liler vardı. Bunların üstüne yeni kazanan ÖYP’liler de 5-7 yıl içinde gitmeye başlayacak. Yani bir 10 yıl daha gider bu. Ondan sonra yine önü tıkanacak.

Son olarak, siz 2 yıldır ÖYP’li birisi olarak, akademik çalışmak isteyenlere ÖYP’yi tavsiye eder misiniz?

Bu aslında tamamen kişiye kalmış bir şey. Eğer kişi akademik ortamda çalışmayı düşünüyorsa ve ÖYP kapsamında gideceği şehirde ve üniversitede mutlu olacağına inanıyorsa, sonradan pişman olmayacaksa çok mantıklı bir seçim ÖYP. Ama çok iyi araştırılıp, iyi düşünülüp alınması gereken bir karar bu.

 

Tecrübelerini bizimle paylaştığı için Ömer hocamıza çok teşekkür ediyoruz.

SES@ ile kalın,

 

Benzer yazılar:

  • Benzer yazı yok...